Sep 26

Yarın 4 günlük bir tatile çıkıyorum, hava da gideceğim yere hiç uygun görünmüyor ama haftalar öncesinden ayarlandığından yapabileceğim birşey yok malesef. Tatile çıkmadan önce kısaca bir yazı yazıp hazırlıklarıma geri döneceğim..

Geçen gün ki çılgın alışverişim sırasında yeni açılmış olan bir mağaza keşfettim. İsmi Tiger, saçma derece ucuz ve gayet şirin şeyler satıyorlar. Almanya, İspanya, Danimarka,İzlanda, Hollanda,Letonya ve İsveç te de mağazaları var, oralarda olanlara duyurulur. Aslında ilk UK mağazalarını 2005 te açmışlar ama ben daha yeni rastladım :) UK de ise yakında 9 tane mağazaları olacakmış. İnternetten satışları yok malesef ama yazdığım yerlerde yaşayanlar yada yolu düşecek olanlar adreslerine sitelerinden bakabilirler.

Benim aldıklarım bunlar, fiyatlarının ucuzluğuna örnek vermem gerekirse gördükleriniz £2 civarında. Kalitelerine ve güzelliklerine göre inanılmaz ucuz geldi bana. Evde ki zeytinyağı bu kadar kalmış olduğundan tam dolduramadım, merak ediyorum tam dolduğunda nasıl görüneceğini. Sanki birşey eksik gibi geliyor ama bulamadım, dediğim gibi çılgın bir alışveriş günüydü :) Gerçekten bir eksik varsa bulunca eklerim.

Sep 16

Dün akşam TV de gördüğümden beri habire tekrar tekrar izliyorum bu reklamı :) Herhalde şimdiye kadar izlediğim en güzel reklam filmi.  Hep hayalimdir kocaman güzel bir evde 100 tane kediyle yaşamak.  Bu reklamı çekmek içinde 100 tane kediyi öylece Ikea ya salmışlar, hemde benim geçen seneye kadar sık sık ziyaret ettiğim Ikea :D (buna neden bu kadar sevindiğimi bende anlamadım!).

Bu arada merak eden varsa bayramımı da Ikea da geçirdim :) Şu yazıda yazdığım kırmızı kase? (ya da meyve tabağı) ve sarı vazoyu aldım. Birde hepsini açıklamaya değmeyecek birsürü ıvır zıvır tabi.

Türkiyenin youtube konumunu çözemediğimden öylece koydum video yu ama göremezseniz şuraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Sep 8

Yıllardır misafir ağırlamadan, iftar davetine gitmeden, davulcu duymadan, top patlamadan, pidesiz, kısacası oldukça ruhsuz geçen ramazanların ardından bayram kutlamamız; eşimle güzel bir kahvaltı edip, belki bir film izleyip sonra herkesin kendi hayatına gayet sıradan bir gün olarak devam etmesi şeklinde gerçekleşiyordu.  Bu sene durum biraz daha farklı, eşim bayramı Amerika da konferansta geçirirken ben bir tane bile Türk ( ruhu paylaşmak açısından) tanımadığım burada yalnızım. Dünden beri yarın için acaba kendime uygun bir şekilde bayram kutlayıp ikea ya gidip sabahtan akşama kadar gezsem mi? yoksa alışveriş merkezlerinin olduğu yere gidip takılsam da, sinemaya felan mı gitsem, yoksa hiçbirşey olmuyormuşçasına evde takılmaya devam edip, bayramı kaale almayıp çimleri felan mı biçsem ki diye düşünüyorum. Hala da karar verebilmiş değilim. Yarın göreceğiz artık.

İşin komiği bayram döneminde Türkiye de olmak ta o kadar sarmıyor. Gitmek istemediğim bazı yerleri ziyaret etmek durumda kalıyorum. Bayramda tatile gitme olayını da hep tuhaf bulmuşumdur. Bayramı sadece tatil günü olarak değerlendirmek ve yine ruhunu yaşamamak oluyor ama o ruhu yaşatmak ve tutmak istiyormuyuz ondan da emin değilim. Neyse karışık işler.

Herkese iyi bayramlar, ister tatil olarak değerlendirin ister yaşatılmaya devam etmek istenen bir anı olarak. Önemli olan güzel vakit geçirip eğlenmek ;)

Sep 8

Geçen gün hemen hemen her Oxford street ziyaretimde yaptığım gibi yine Selfridges e girdim, doğruca ev eşyalarının olduğu kısma tabiki. Bu sefer birçok farklı şey vardı herzamankine göre. Cennet böyle olmalı herhalde hhhaah dedim kendi kendime ( birde maldivler, barbados vs. gibi yerlerin fotoğraflarına bakarken diyorum bunu :) ), yanımda taşımaya üşendiğim kocaman fotoğraf makinamın yanımda olmadığına üzüldüğüm durumlardan birini yaşadım tekrar. Sanırım 4 yıldır bu kadar güzel şeyi bir araya topladıklarını görmemiştim. Ama tabiki henüz bir yastığa £ 195 ya da bir muma £ 73 verecek kadar zengin olmadığımdan elim boş çıktım. Herhalde zengin olmuş olsaydım en azından bi £ 5.000 harcayıp çıkardım :)

Herşeyin birarada olduğu görüntüleri size aktaramıyor olabilirim, ama en azından sitelerinden birkaç şey gösterebilirim.  Yukarıda ki halı 183  x 122 cm ve fiyatı £395. El yapımı ve oldukça sınırlı sayıda üretilmiş.

Siyah Londra taksi li yastık Pedlars tan, iki katlı- kırmızı otobüslü, ingiliz askerli gibi değişik seçenekleri de var. Dışı yünden, içi kuş tüyünden yumuşacık bir yastık. 44 x 44 cm ve £97.50.

Yukarıda ki şirin mi şirin baykuş Finlandiyanın en tanınmış cam tasarımcılarından, özellikle camdan kuşlarıyla ünlü Oiva Toikka nın hayal gücünden fırlama. 15 x 10 cm ve £185. Eminim ki her türlü dekorasyonda çekiciliğini gösterip, görenleri kendine hayran bırakacak bir kuş. Baykuşlarla bir alıp veremediğiniz yoksa eğer..

Eriyip yok olacak birşey için £ 73 vermek kimin mantığına uyar bilemiyorum, belki de mumu sadece süs olarak kullanıp, hiç yakmamak lazım. Ama D.L & Co benim gibi düşünmemiş ve ne pahasına olursa olsun evinde sıradışı ve tuhaf objeler barındırmayı  kafasına koymuş kişiler için Memento Mori serisinden olan bu kurukafa mumu üretmiş. Memento mori latince de ‘Unutma ki sen bir ölümlüsün’ demekmiş. Kanımca hayatında bu kadar değerli ama eriyip gidiyor işte açısından bir dokundurma yapmaya çalışmışlar.

Yukarıda ki yastık ise bir süredir üstünde gözümün olduğu ama girişte belirttiğim sebeplerden dolayı gözümle birlikte yaşamına devam eden bir yastık. Londra da ki şu vinçlerin sürekli göz önünde olması ve görüntü kirliliği oluşturmaları beni hep rahatsız etmiştir. Ama bu yastıkta onlar bile güzel görünmüş. Charlene Mullen in tasarlamış olduğu yastıkların bu derece uçuk fiyatlı olmasının sebebi; üzerinde ki desenlerin tamamen el nakışı olmasından kaynaklanıyor. 36 x 90 cm ve  £195.