Nov 29

Öncelikle bilmeyenlere Anglepoise hakkında biraz bilgi vereyim;

Tasarımcısı George Carwardine aslında otomotiv mühendisiymiş, 1932 yılında herhangi bir pozisyona çevrildikten  sonra sabit kalabilen bir lamba arayışı içinde iken bunu icat etmiş. Lambanın uzuvları insan vücudunda ki kas kasılması ve gevşekliği yöntemini kullanıyor, böylece siz kolu oynatsanızda ışık sabit kalabiliyor. 1227 modeli icat edildikten sonra ki yıl seri üretime girmiş ve ondan sonra dünyada ki en tercih edilen çalışma lambası ünvanını almış. 1949 yılında BBC oda da başka bir ışık kaynağı olmadan lambanın kullanılmaması konusunda bir bildiri yayınlamış. Bildirgede sadece masa lambasıyla çalışmanın yaratıcı fikirleri kısıtlayıp, dejenere materyal üretimini arttıracağına dair açıklamalar yayınlanmış. Geride bıraktığı yıllarda birsürü değişik versiyonu çıkmış olmasına rağmen 1227 modeli ilk üretilen, orjinal olanıdır.

Benim favorim ise şu kocaman olanlar :)

Gelelim başlık açıklaması ve konuyla alakasına;

Sahte ışık olarak adlandırdığım lambayla kazanılan ışıkta çizim yapamamak gibi psikolojik bir sorun barındıran ben, bu ülkede kışın havanın öğlen 3.30 civarında kararmasıyla birlikte zaten teknik çizimden zevk almadığım ve binbir bahane ile sallamaya çalıştığım için kendime bir dur demek için ne zamandır çizimde bana yardımcı olacağını düşündüğüm bu lambadan ister dururdum (masa için olanı) fakat kendisinin £ 145 civarında bir fiyata sahip olması gibi birkaç şey beni bu durumdan alıkoyuyordu. Geçenlerde Tesco nun sitesinde çakmasına rastladım :) hemde indirimde £ 20 den £ 16 ya düşmüş, nasıl sevindim nasıl sevindim ama sonra stoklarda kalmadığı haberiyle karşılaştım, neyse ki stoğa geri gelince mail atma servisleri var. Bayram günü sabah 8.30 da mail gelmişti hemen kaçırmadan aldım daha doğru düzgün uyanamamışken..

Sizcede neredeyse aynı değiller mi?

Bu arada dışarıda kar yağıyor, inşallah kardan adam yapıcak kadar yağar. Bir iki gün önce ki biraz hayal kırıklığıyla sonuçlandı çünkü.

Nov 22

Ev olayına biraz ara verip, geçen gün keşfettiklerimi gösterme kararı aldım. Notonthehighstreet sanırım birkaç yıl önce, aldığım dekorasyon dergileri sayesinde tanıştığım bir site. Herzaman güzel şeyler olmakla birlikte eskiden fazla ürün seçenekleri olmadığını düşünerek belki 1 senedir hiç bakmamıştım. Geçen gün aklıma geldi ve bir girip 1 saat çıkamadım :) Amazonda wishlist yapmayı çok seven birisi olarak burada da wishlist yapabilmek çok hoşuma gitti. Her ne kadar eşimden başkasında pek işe yaramıyor olsalarda bana elektronik aletler ala ala alınacak şeyleri bitirip, sonrada normal hediyelere ama onlar çok ucuz oluyor, içime sinmiyor diyerek, direk hiç almama yolunda ilerleyen birisine her bütçeye uygun hediye seçenekleri sunmak oldukça güzel bir çözüm bence.

Notonthehighstreet  farklı kullanıcıların sattıkları ürünlerden oluşuyor. Bir mağaza değil yani. El yapımı ürünler bulmakta mümkün.

Yukarıda ki nevresim üzeri çizilip, boyanabilecek özellikte ve boş defter sayfası görünümünde geliyor. Onun üzerindeki çizgi romanlarla kaplanmış sandalyeyi satan kişide aynı şekilde kaplanmış dekoratif tabak gibi farklı şeylerde satıyor. Benimde sırada ki projem evde ki büyük ahşap tabağı, yine evde ki çizgiromanlarla kaplamak olacak. Tutkal alır almaz tabi :)

Nov 18

Uzunca bir zamandır hobilerime zaman ayıramıyordum, bu aralar çok bir örgüm, dikişim vs. herbişeyim gelmiş durumda olduğundan ve dikiş makinasını aldığımdan beri doğru düzgün birşeyler yapamamış olmaktan dolayı, son zamanlarda kendimi biraz üretime adadım :) Fazla dikiş bilmemekten ötürü yastık kılıfı dikmek en eğlenceli olanı oldu ama zaten halihazırda delice bir yastık kılıfı koleksiyonum olduğundan yaptıklarımı etsy de satma kararı aldım. Fermuar dikerken iğne yamultmamdan ötürü birçoğu yarım kaldı ama şimdiye kadar yaptığım acemiliklere bakmak isteyen olursa şuradan bakabilirler.

Gelelim yatak odasına. Yukarı da görmüş olduğunuz ilk fotoğraf taşındığımız ilk hafta çekilmiş, yerleşme çabalarından henuz uğraşılamamış, sadece camı kapatmak için yeni perde alıp gerisini boşverdiğimiz bir zamandan :) Zavallı perde daha sonra kendini biryere uyduramayıp, belki sonra ki evlerde bana bir yer bulunur ümidiyle yaşamını aynı konumda ki başka şeylerle kapalı kapakların ardında geçiriyor. İkinci fotoğraf ise kediyi çekme amacıyla çekildiğinden daha çok ona odaklanmış durumda ama sonra ki aylarda perdenin artanından elde edilmiş yastıkları göstermek istediğimden onuda koydum.

Aslında hayalimde yatak ve nevresimler dahil tamamen bembeyaz bir yatakodası yapmak vardı ama taşınma ihtimalinden dolayı yerleri yapamadım. Beyaz nevresim sadece 1 tane aldım o da ince yorgana göre,yazın daha çok öyle kullandım yani. Kalın içinde bir tane almayı düşünüyordum ama sonra fotoğraftaki nevresimle aramızda yaşananlardan dolayı en azından ondan sıkılıncaya kadar beyaz nevresim almama kararı aldım. Tabi olurda sıkılırsam. Şimdilik alalı birkaç ay olmasına rağmen hala onu kullanırken her yatağa girdimde kikirdeyip, yumuşatıcı reklamlarında ki çekeleyip yüze sürmece, koklamaca (bu gerçekten yumuşatıcıyla ilgili bi durum aslında :D ) 50 defa ne kadar şirin dimi? diye sormaca vs. aşamasındayım. Yazdıklarımı okuyunca gerçekten ne kadar deli olduğumu birkere daha hatırladım.

Yukarıda ki buzlu cam olayını ben Ikea nın düz filminden alıp yaptım, küçük kareleri birazda olsa dışarıyı görebilmek için kestim. Sizde yapmak isterseniz hem çok ucuz, hem çok kolay. Sadece ıslak bir bezle silip yapıştırıyorsunuz, kendisi yapışkanlı değil, tamamen suyla yapışıyor, böylece ne kadar yanlışta yapmış olsanız tekrar tekrar söküp, ıslatıp, yeniden yapıştırabiliyorsunuz.

Blackout stor perde yatakodası camının dibinde sokak lambası olanlar için kesinlikle tavsiye ettiğim birşey. Bizimki gibi parça parça olunca aralardan yine ışık sızıyor ama, ben camın iki açılım yerine ayrı ayrı almak daha iyi olur diye düşünmüştüm ama karşı cama 2 ayrı yerine 1 bütün alsam ışık açısından daha iyi olacaktı. Evlendiğimizden şimdiye kadar birinde 3 ay olmak üzere 4 evde oturduk nedense hepsinde de yatak odasında sokak lambalarından kurtulamadık.  Aydınlıkta uyumaktan hiç hoşlanmayan bir çift olarak nedir bu sokak lambalarından çektiğimiz anlamıyorum :)

Fotoğrafların büyükleri için üstlerine tıklayabilirsiniz.

Nov 16
Nov 9

Banyoda çok fazla birşey yapmadım o yüzden öncesi sonrası yapma gereğide duymadım. Benim eklediklerim duvarda ki wash yazısı gibi şeyler, bu tarz birşeyi duvara asmayı planlayanlarınız varsa asmak için olan deliklerin, harflerin farklı farklı yerlerinde olması nedeniyle oldukça zor olduğunu belirteyim. Ben harfleri bir kağıdın üstüne koyup, etraflarından kalemle çizip, önce template çıkardım, kağıt oldukça ince bir kağıttı (layout paper), sonra harflerin arkasından deliklerin olduğu yerleri kağıt üzerinde işaretledim (ince kağıt delikleri görebilmek için gerekli) . İşaretlerin olduğu yerlere küçük delikler açıp oradan duvarı işaretleyip, çivileri öyle çaktım.

Sonra çeşitli 2. el ci, 1 pound cu gibi yerlerden değişik şişeleri toplayıp, banyo tozu, sütü, ıvırı zıvırını kendi şişelerinden bu cam şişelere boşalttım. Şu yapay Ikea yeşilliğini öteki evin banyosundan hatırlarsınız belki. Banyoda ki kirli çamaşır sepeti en sevdiklerimden biri. Koyu ve açık renkler için ayrı kompartmanlarının olması çok kullanışlı. Özellikle çamaşır yıkamak için 2 kat aşağı inmeniz gerekiyorsa, çıkartılabilir olmaları ayrı bir güzellik. Aslında ilk beğendiğim 3 kompartmandan oluşan, beyazlar içinde ayrı yeri olan birşeydi ama ben alana kadar satıldığı yer artık satmamaya başladı :) O yüzden ikilisine kaldım.

Alessi tuvalet fırçamda renginin uymaması nedeniyle diğer banyoda takılıyor. Bu banyo içinde halı vs. yenilemesi gibi planlarım vardı ama, şimdi taşınma işi çıkınca onlarda kaldı. Kimbilir taşınacağım evin banyosu ne renk olacak…

Kediyide orada aksesuar olarak tutuyoruz :P Bu arada ayna, dolap ve cam raf evin kendisine aitti.

« Previous Entries