May 28

Dünden önceki gün eşyalarımız gitti, dün evimiz temizlendi (ne kadar arkalarından benim biraz daha temizlemem gerekse de), kaldık böyle dımdızlak, sabaha kadar havası inen bir şişme yatakla :) . Başa geri dönmüş olduk. Gerçi buraya ilk geldiğimizde şişme yatağımız bile yoktu :) . 5 senede ne eşya toplamışız. 20 küsür büyük çöp torbası eşya yardım derneklerine verip, bir kısmınıda satmama rağmen yinede evin bir kısmı hala verileceklerle yığın olmuş durumda.

Hala satılan eşyaları almaya gelenler devam ediyor. Biraz £850 lük dolabın £275 e, £300 lük sehpanın £40 a, canım masa lambalarımın £0.99 a gitmesi gibi ettiğim zararlardan dolayı sinir olmuş olsamda kader ne yapalım. Birde üstüne, bunca yorgunluğu gider gitmez havuz başı keyfi yaparak atma planlarımızın bozulması var. Havuzda sızıntı varmış, biz gitmeden 1 gün önce tamire başlıyacaklarmış falan filan. Gider gitmez Bahamalı işçi arkadaşlarla sevgi dolu birkaç gün geçireceğiz. Kedim burada ki stresten biraz ishal oldu (fazla ayrıntı oldu sanırım :) ) 2 gündür de hiç bir şey yemedi.  Tamda aradığı şey dokuz buçuk saatlik uçak yolculuğu+ öncesi ve sonrasında hava alanlarında strese gireceği 4 er 5 er saat, üstüne birde yabancı bir evde işçi gürültüsü. Ha birde haftalardır bize demirbaş listesi göndermesini beklediğimiz emlakçının dün sonunda göndermesi ile birlikte 5-6 hafta önce bize verdiği ev adresi ile şimdikinin tutmaması durumu var. Büyük ihtimalle o zaman yanlış adres verdi, biz de bütün işlemlerde o adresi kullandık haliyle. Farketmesek salı günü saf saf yanlış adrese gidecektik. Eğer ulaşmayı becerebilip hangi adresin doğru olduğunu onaylayabilirsek ona göre bütün yanlış adresleri değiştirmemiz gerekecek. Ama o kadar geniş insanlar ki bu Bahamalılar, bir konuyu birkaç haftada anca halledebiliyorsunuz. Aradığınız yerden çıkmıyorlar, iş saatleri bir acayip, e-maillere cevap yazmıyolar vs.

Neyse bardağın dolu tarafına bakmaya çalışıyorum. Gittikden ne kadar sonra yazabilirim bilemiyorum, geçenlerde biraz kendimi moda sokma fotoğrafı toplamıştım oradan, buradan. Sizleri de yaz moduna sokar belki :) . Ben bir daha yazana kadar esen kalınız….

May 19

Bugün son Londra gezimi yapıp, fish&chips imi yiyip gelmiş bulunmaktayım. Bu koşturmacada ne geziyorsun diyecek olanlara da okula projelerimi almaya gittiğimi söyleyeyim :)  Bahaneyle son son birde gezmiş oldum. Fotoğrafları projeleri götürdüğümde çekmiştim. Bir kısmı Liberty bir kısmı Selfridges den.

Her zaman kocaman fotoğraf makinamı yanımda taşımaya üşendiğimden, güzel birşeyler gördüğümde çekip, sizlerle paylaşamamaktan şikayet ederdim. Öteki yarımın dediği gibi bana bir köle lazım gerçektende, şöyle aldıklarımı taşıyacak, fotoğraf makinamı taşıyacak, yeri geldiğinde benim fotoğrafımı çekecek, sıcaklayıp montumu çıkardığımda taşıyacak, taşımaktan elim üşüdüğünde frappuccino mu tutacak :) Mariah Carey nin 100 yıl önce ki bir fotoğrafında ki gibi ağzıma milkshake in pipetini sokacak bir kız bulmak lazım banada :D  Neyse çok saptım konudan. Telefonla fotoğraf çekmek ise kalite sebebiyle yanına bile yaklaşmadığım bir konseptti. Neyse ki Instagram sayesinde bu sefer telefonla birşeyler çekebildim. En dandik fotograflar bile birşeye benziyor bununla :D

Yazının türkçe karakterleri yer yer sapıtmış olabilir. Farkettiklerimi düzelttim ama o kadar yorgunum ki mağdur görün. Bugün otobüste ineceğim durağı bile geçip son durağa gitmişim. Öylede saf saf 5-10 dakika oturdum otobüste, sonra bunun gideceği yok şuradan bişeyler çıkartayımda okuyayım deyince fermuar sesine varlığımı keşfeden otobüs şöförü ne yapıyosun sen orda diyerekten, son durak olduğunu söyledi, birde baktım ki kimse yokmuş otobüste gerçektende :D Sonra o yorgunlukla bidaha inmem gereken durağa geri yürüdüm.

Bugün yorgunluğuma birde hayali elveda video su çekmecilik eklenince, aklım pek yerinde kalmadı.  Birde insanın kulağında kulaklık olunca ayrı bir boyutta yaşıyor ya, oradan şarkı çalarken gözümün önünden geçenlerle kendi kendime klip çektim sanki :D Mesela şunu dinleyerek, herşeyi siyah-beyaz, birazda hızlı çekimde hayal ediyorsunuz tam oluyor :)

Burada özleyeceğim o kadar çok şey var ki, saymakla bitmez. Ucundan azıcık yazayım ama;

* Hiç tanımadığınız insanların sizinle konuşurken dear, darling gibi kelimelerle size hitab etmeleri. (Bugünkü otobüs şöförü mesela)

* İnsanların size dokundukları anda hemen sorry demeleri. Siz onlara çarpmış olsanız bile. ( Türkiyede size çarpıp yere düşürseler, üzerinize basıp geçerlerde yine farketmezler herhalde)

* Metro gibi bir yere, bu dünyaya ait olmayan tipte birisi bindiğinde normal insanların bi ona birde birbirlerine bakıp, bıyık altından gülümsemeleri :)

* En dandik işi yapan insanların bile hayatlarından bezmiş görünmeyip, sanki size hizmet ediyor olmak başlarına gelmiş en güzel şey gibi davranmaları. ( Annemin yaşadığı yerde ki Migros taki kasiyerlerden çok korkuyorum mesela, aldığım şeyi kafama atmasalar şanslıyım diye düşünüyorum hep)

* Herkesin birbirine kapı açması, yer vermesi vs.

* Kocaman parkta oturuyor olsanız bile yanınızdaki banka oturan insanın sigara içsem rahatsız olurmusunuz diye sorması.

* Alışveriş :D (Özellikle buraya ait sevdiğim markalar ve mağazalar tabiki)

* Metro daki müzisyenler.

* Yeşil alan bolluğu.

* Konserler ve müzikal gibi şeylerin ulaşım rahatlığı.

* Herkesin hayvan severliği. ( 5 senedir evime gelenlerden hiç kimsenin kedimi bir odaya kapatmamı istememesi ve aksine seve seve onunla oynamaları)

Bu kadar yeter herhalde, yoksa dediğim gibi bitmeyecek . Özlemeyeceğim şeyler havası ve suyu olacaktır herhalde. Yer yer idrar kokan sokaklarını bile özleyebilirim :)

Şu çekmece/dolap kulplarını çok beğendim. Birkoşu gidip eskiciden dolap kapıp, boyayıp, bunları takasım geldi.

Şu sinekli böcekli tabakları da oldum olası sevmişimdir. 10 sene önce, çeyiz yaparken Tepe Home da ne kadar  çok beğenmiştim de annem misafire onlarla yemek mi vericeksin, saçmalama diye aldırtmamıştı.  Anne kısmı da misafirden başka kimseyi düşünmüyor canım. Misafir onlarda mı oturacak, misafir onlarla mı yiyecek, misafir nerede yatacak, diye diye kendi istediklerini yaptırtıyorlar, daha doğrusu misafirin isteyeceklerini :)

May 9

Özel istek üzerine doğum günü için ilham alabileciğiniz bazı fotoğraflar yayınlıyorum. Yeni araştırma olması sebebiyle hepsinin linkleride var :) Sitelerine gidip daha detaylı görebilirsiniz.

The Sweetest Occasion yukarıda ki fotolar bu siteye ait, linke tıklayarak daha birçok doğum günü fikri bulabilirsiniz

Yukarıda ki Çin temalı parti ise şuradan Design Dazzle.

Yukarıdaki sirk temalı parti ise Lou and Jane den. Tarihi çıkartmaya vaktim olmadı, kusura bakmayınız :)

Doğum günleri için uygulayabileceğiniz en eğlenceli yöntem bir tema seçmek olacaktır. Pastanızı, dekorasyonlarınızı, masanızı vs. bu temaya göre hazırlayabilir, konuklarınız ve kendiniz için kostümler bile hazırlayabilirsiniz. 1-2 yaş gibi henüz favori bir tema seçemeyecek olan doğum günü çocuğu için kendi zevkinize göre birşeyler seçmek sizin içinde oldukça eğlenceli olacaktır. Ama 3 yaştan sonra çocuğunuzun en sevdiği çizgifilm, en sevdiği hayvan, en sevdiği oyuncak gibi kendi sevdiği birşeylerle ona sürpriz yapmakta eminim ekstra bir doğum günü hediyesi olacaktır.

May 2

Hummingbird Türkiye de pek popüler olmayan, daha çok tropik iklimde yaşayan, küçük tefek şirin bir kuş cinsi. Buralarda da tek tük var ama günlük yaşamda pek karşınıza çıkan bir kuş cinsi değil. Sözlükten baktığımda Türkçesinin sinek kuşu olduğu bilgisine ulaştım ama, Türkçesi pek hoşuma gitmedi :D O yüzden ben yine hummingbird diyeyim.

Bu senenin modalarından birisi de hummingbird baskılı, desenli ürünler.

Yukarıda ki yastık dünyaca ünlü tasarımcı Alexander McQueen in The Rug Company için tasarlamış olduğu yasık.

Bana gelince, merak edeniniz varsa son hız toplanma, satma vs. işlemlerime devam etmekteyim :) Arada okul projemi de bitirdim, yarın okula götüreceğim inşallah. Son son İngiltere de yalnızım, öteki yarım bu sabah Türkiye ye gitti, ben ise dün geceden beri pili bittiyor diye susmak bilmeyen yangın alarmıyla dakika başına bir bip eşliğinde yaşıyorum. O kadar kurcalamama rağmen açamadım içini, susturamadım bir türlü. Umarım yakında pili iyice biterde bittiğini de haber veremez :) Herhalde kendi evim olmuş olsa, yada yakında taşınmayacak olmuş olsam çoktan çekici yemişti kafasına.  Neyse sizi son modalardan da haberdar ettikten sonra toplanmaya devam edeyim.