Aug 28

Bu aralar pek yazasım yok, o kadar klasik ramazan konusu olan sofra düzenlemeleriyle ilgili fotoğraf toplamıştım ama yayınlayamadım malesef. Geçen yazıda bahsettiğim Anthropologie fotoğraflarıma gelince, onları da hala halledemedim. Sanırım halletmek için birkaç hafta daha beklemem gerekecek. Sebebide oldukça karışık :)

Gözden uzak olan gönülden de ırak olur modunda, burada bütün güzel ev eşyalarından uzakta yaşayınca pek moda girip yeni ürünler araştırıp, size göstermek için yeni ilginç şeyler bakamıyorum uzun zamandır.  Ama 3-5 ay sonra bu durum değişebilir.

Bu havuzuna hayran kaldığım evin fotoğrafları uzunca bir zamandır bilgisayarımda o dosyadan bu dosyaya sürüklenip duruyor.  Böyle sıcaktan bayılılan, birşey yapmak istenilmeyen bir günde yazılacak en iyi konu bununla ilgili olur diye düşündüm. Tabi orada şimdi gecenin bir yarısı ama sizde yarına görmüş olursunuz artık :)

Andrés Remy nin stüdyosu tarafından dizayn edilmiş bu evin asıl can alıcı noktası havuzu bence, kenarı cam olan bu havuz evin farklı yerlerinden görünüyor. Bütün ev de dışarıdan görünmeyecek şekilde tasarlanmış. Odaların çoğu bahçe tarafına ve havuza bakıyormuş. İsmi ise The Devoto House. Daha fazla fotoğraf görmek isterseniz buradan bakabilirsiniz.

Aug 14

Geldim gelmesine ama ramazanın gelmesiyle yılın en tembel olduğum zamanı da gelmiş bulunmakta, o yüzden anca yazabiliyorum. Her ne kadar internetten, size sorduğum antikacı vs. gibi yerleri bulmuş olsamda alışveriş çılgınlığından gidemedim bile :) Las Vegas gerçektende alışveriş konusunda boyut atlamış bir yer, neredeyse adım başı bir alışveriş merkezine giriyorsunuz, bunların çoğuda otellerin içinde, dışarının kavurucu sıcağından ötürü, tavanlar gökyüzü şeklinde yapılmiş, yerler sokak gibi, dışarda gezermiş gibi klimanın dondurduğu bir ortamda gezerek alışverişinizi yapıyorsunuz.

Gidenleriniz olursa benim gibi sıcak yere gidiyorum hırka mırka almayayım demesin, içeri girdiğiniz her yer o kadar soğuk ki, dışarda kaynayıp, içerde donmaktan hasta olabilirsiniz. Otobüsler bile buz gibi. Bende bahaneyle yeni hırka almış oldum(tüh :D ). Blogun konusundan sapmaması için daha fazla uzatmayacağım ama Las Vegas ile ilgili yorum bekleyenlere kesin hayatta bir kere bile olsa gidilip, görülmesi gereken bir yer olduğunu söylemek istiyorum. Uzaktan sadece kumar oynayıp, içki içenlere yönelik biryer gibi görünsede, aslında öyle değil,herkese göre birşeyler var. Benim en çok ilgimi çekenlerden biri 2 katlı coca cola mağazasıydı, aksesuardan kıyafete, mobilyadan özel üretim kola şişeleri vs. ye kadar herşey vardı. Çok güzel mutfak masası ve sandalyeleri beğendim tam 1950 lerden fırlama ama malesef yanımda fotoğraf çekebileceğim hiçbirşey yoktu (telefonum bile!), sonradan bir daha gitmeye de vaktim olmadı.

Her zamanki problem olan kocaman fotoğraf makinamı alışverişte dahada ağırlık yapmasın diye taşımadığımdan, Anthropologie ye girdiğimde telefonumla çektim fotoğrafları ama onları da telefonumda sorun çıktığından dolayı halledemedim henüz, halbu ki bu yazıda onları yayınlayacaktım, neyse bir sonrakine inşallah.

Bir sonraki yazıya kadar sizleri bu, oradan buradan toplanmış fotoğraflarla başbaşa bırakayım.