Jan 20

Başka bir karlı günde, yeni bir DIY la karşınızdayım. Kar beni neden bu kadar mutlu ediyor bilmiyorum ama özellikle bahçemdeki bozulmamış karı izleye izleye birşeyler yaptığım zamanlarda kendimi çok şanslı hissediyorum. İstanbul’ da yaşarken sabah erken saatlerde karın keyfini çıkartırken, kar yürüyüşüne çıkıp, evin önünde ki karları bozan ve ortalığı haliyle çamura dönüştüren insanlar kabusumdu. Yolu iki ucundan kapatıp oradan kimse geçmesin isterdim hep. Kendim kardan adam yapıp ortalığı bozduysam problem yok ama :D Burada da bu ikinci kar Cuma günü başladı. Cuma günü biraz oynamaya çıktım ama kar ellediğinizde toz olan cinstendi ve birşey elde edemeyip bu sevdadan vazgeçmek durumunda kaldım. Neyse ki izlerim kapandı şimdi.

Hafta içi salonu boyamakla uğraştıktan sonra, dün ne zamandır aklımda olan kahve filtresinden kağıt lamba kaplamaca işine giriştim. 500 tane filtreyi Ebay‘den aldım. Market market dolaşmadıysam da girdiğim birkaç tanesinde bulamadım. Ebay sağolsun her derdime bir çare buluyor. Bu lambaların yapımına birkaç Amerikan blogda rastlamıştım. Dolayısıyla bu tarz kahve filtrelerinin Amerika’da daha yaygın olan bir çeşit olduğu kanısındayım. Sizde yapmak ister de bulamazsanız Gittigidiyor‘ u deneyebilirsiniz. Orada da bulamaz ve yapma konusunda ısrarcı olursanız Ebay‘den de alabilirsiniz.

Ben nasıl yapılacağını fotoğraflama gereği duymadım. Şuradan nasıl yapıldığına bakabilirsiniz. İhtiyacınız olacak malzemeler; silikon tabancası, kahve filtreleri ve kağıt lamba. Filtreleri önce ikiye sonrada üçe katlayıp üçgen kalan ucundan yapıştırmak daha iyi oluyor. Elinizi yakmamaya dikkat edin, ben birkaç kez yaktım. Yakarsanız Bepanthen kullanın.

Dün akşam 6 civarında başladım bunu yapmaya, yemek arasıyla birlikte gece yarısı bıraktığımda ancak yarısını yapabilmiştim. Zaman alan bir proje, sabrınız yoksa hiç bulaşmayın derim ;)

Jan 14

Dışarıda çok güzel kar yağıyor. Bense geçen haftadan beri erteleye erteleye bugüne bıraktığım salon boyama işini, ay ne güzel kar yağıyor, kahvemi alayımda iki dakika oturup kar izleyeyim diyerekten birkaç saat daha ertelemiş bulunmaktayım. Madem oturmuşum, sizlere de bir merhaba demeden gitmeyeyim.

Taşınalı 1 aydan fazla oldu, insanlara hala yerleşemedim dediğimde çok şaşırıyorlar ama yerleşememekten kastım eşyalarımı dolaplara yerleştirmek değil elbet. Orayı boya, burayı temizle, yeni alınan şeylere yeni yerler bul, eşya kur, elektrikçi bul, lambalari değiştirt vs. gibi şeylerle geçti geçen ay. Arada evin kendi jaluzilerini temizlerken bir tanesi elimde kaldı, yenisini alayım dedim stoklarda bulamadım, oturup onu onarmak zorunda kaldım. Hala şöyle kahvaltıdan sonra çayımı alıp, oturup sevdiğim bloglarda gezineyim, internette takılayım rutinime giremedim. Günlük hayata bunları yaptıktan sonra başlardım, hey gidi günler :D

Neyse ki çok fazla işim kalmadı. Salonu boyayıp, perde diktikten sonra mutfağın camına şuralarda bir yerde bahsettiğim filmlerden yapıştıracağım. Filmde aslında geçen hafta geldi ama ona da vakit bulamadım malesef. Birde benim çok fazla katkıda bulunmayacağım bir iş olarak eşimin ofisinin halısı değişecek bu hafta. 2 hafta sonra da bir koşu Türkiye’ye gidip geleceğim. Bakalım ne zaman sakinleşecek ortalık :) Şimdiden havalar biraz ısınsa da bahçeyede bulaşsam diye düşünmeye başladım.

Gelelim fotoğraflara. Bunlar son zamanlarda banyolar için aldığım şeyler. Tavşanlı havlu çok sevdiğim markalardan biri olan Anorak‘tan. Tavşan pamukluk ise Tiger‘dan. İkisini farklı günlerde hiç birbirlerini düşünmeden aldım. Pamukluğu kendi banyom için, havluyu ise benzer tonda turkuazımsı olan öteki banyo için almıştım. Aldıktan birkaç gün sonra tavşanlı şeylere karşı takıntı yapmışım onu keşfettim :) Miffy’ yi de şu yazıdan hatırlarsınız. Son zamanlardaki habire taşınma durumundan dolayı, her evin banyosuna uysun diye hep düz beyaz ve gri renklerde havlular alıyordum. Tavşanlı havlu büyük bir değişiklik oldu benim için. Vigar tuvalet fırçasını ise Zalando‘ dan aldim.