Dec 28

Büyük bir çoğunluğumuz her yeni yıla girerken o yılda olmasını istediğimiz şeylerin planlarını yaparız. Bayanların bu listesinde ilk sıralarda kilo vermek olur hep :) Erkeklerin ise sigara bırakmak belki? Bir ümitle, geçen yılda beceremediklerimizi başarı ile becermek, sahip olamadıklarımza sahip olmak isteriz. Benim önümüzdeki sene için olan isteklerimden birisi yeniden kendime ait bir çalışma odasına kavuşmak. Zira şu an, iş için olsun, oyun oynarken olsun günün yaklaşık 14 saatini Skype’ta birileriyle konuşarak geçiren eşimin çalışma odasında bir kenara sıkışmış durumundayım. Buna da şükür. Dünyanın bir kısmı açlıktan yıkılırken benimki de dert. Aklıma gelmişken yeni yılda böyle benim gibi şuyumda olsa, buyumda olsa gibi saçmalıklarla uğraşırken birazda yemek, su, ısı bulamayanlara da yardım etmek isteyenler olursa şuradan buyursun. En azından hala kızına, komşu teyzeye vs. hediye alacağınız kırmızı don paralarını birleştirip Afrika’da bir yerlere su kuyusu yapımına yardımcı olabilirsiniz :D

Yeni yılda fazladan odanız ve harcayacak paranız varsa kendinize ait bir oda ayarlamaya ne dersiniz? Benim şimdiye kadar yaşadığım evlerde kimisinde kıyafet + çalışma odam kimisinde çalışma + spor odam oldu. Eşim de son 4 yıldır evden çalıştığından o da hep kendi odasında mutlu mesut yaşıyor. Bu evde kendime ait sadece akan, kokan, küçücük, minicik içi dolu turşucuk bir banyom var (bkz. Londra’da yaşamanın getirileri) ama o bile sadece bana ait olduğundan beni mutlu ediyor.  Zaten iki kişiyiz bütün ev bizim diyenlerinize diyecek birşeyim yok  ama kapınızı çekip o odayı olduğu gibi bırakmak, işinizi toplamak zorunda olmadan 3 gün sonra geri döndüğünüzde kaldığınız yerden devam etmek insanı çok rahatlatan birşey bana göre. Belki ben salondaki battaniyeleri günde 5-10 kere katlayıp yerine koyup, koltuktaki yastıkları ise yarım saatten fazla bir süre için koltuktan kalktığım hemen hemen her sefer düzenli bir şekilde yerleştirmek zorunda hissettiğimdendir ama. Rahat insana hayat daha bir kolay ;)

Evin delisi ismindeki deliye bazı örnekler veresim geldi şimdi. Mesela ben kendime ait bir yerde birşeye yer belirlediysem onun yeri benden başkası tarafından değiştirilmemeli. O yüzden de paylaşımlı alanlar konusuna pek bayıldığım söylenemez. Araba yıkatmayı ne kadar araba temiz oluyor diye çok sevsem de, yıkayan kişinin koltuğumun yerini bozması beni acayip uyuz ediyor. Neyse ki arabamı kullanan başka kimse yok da yıkamadan yıkamaya geriliyorum sadece :) Başkasının yaptığı birçok işi beğenmediğimden hemen hemen her işi kendim yapıyorum. Kontrolsüz bir yaşamı sevmediğimden yurt dışında herkeslerden uzak yaşamak beni çok rahatlatıyor. Böylece misafirin geleceği zaman, dedikodu dinlemek zorunda kalmamak,  beğenmediğim ortamdan istediğimde kalkmak, beğenmediğim kişiyle bir daha görüşmemek gibi birçok şey Türkiye dışında iken kontrolum altında :) Hem planlarımı bozacak kimse de olmuyor hayatımda.  Bu da 7 yıldır okuyanlara benden bir iç dökümü olsun..

Gelelim ana konuya, kendime ait nasıl bir oda yapabilirim diye düşünenlere;

Kıyafet odası olabilir.

Hobi odası olabilir.

Oyun odası olabilir.

Sinema odası olabilir.

Kütüphane olabilir.

Ya da şöyle bir çalışma odası olabilir.

Müzik odası olabilir. Daha bir sürü başka şey de olur. Yeter ki siz isteyin ;) Umut dolu bir yıl dileklerimle.

Dec 16

Ben bu Danimarkalı firmayı yeni keşfettim, yine dekorasyondan biraz uzak durma çabalarımdan mı yoksa tamamen tesadüf mü bilmiyorum. Tabi herşeyden haberim olacak diye de birşey yok ama dekorasyon dergisi bile almaya korkuyorum :) Herhalde 1 senede 3 dergi falan almışımdır. Haliyle yeni birşeylerin keşfi de zorlaşmış oluyor.

Cath Kidston ve Pip Studio tarzı şeyleri seviyorsanız bunu da seveceğinizi düşünüyorum.

Lisbeth Dahl yılda iki koleksiyon çıkartıyormuş. Hiçbir ürünleri tasarımcılar onaylanamadan piyasaya çıkmıyormuş. Falan filan..

Bu ara ev dışı aktivitelerden dolayı yazamadım pek.  Geçen haftadan beri gıdım gıdım hazırladım bu postu da. Merak edenleriniz varsa, dün Cambridge’e arkadaş ziyaretine gittim, ondan önceki gün çikolata festivaline gidip şeker komasına girdim :D , ondan iki gün önce ise  Winter Wonderland‘ e gittim. Winter Wonderland kış gelince gitmek için sabırsızlandığım, kendimi çocuk gibi hissettiğim bir yer. Bir süredir gezip tozmamanın acısını çıkarttım herhalde. Bir yandan düzenli yüzmeye gitmeceler, yemek yap, ev işi vs. derken günler geçip gidiyor. Nasıl geçtiğini farketmiyorum bile.

Londra her zaman yapılacak şeyi bol olan bir şehir olmasına rağmen bu dönemde aktiviteler tavan yapıyor. Işıklar, süsler, sokakta şarkı söyleyen Christmas Carol’cular, ortalikta Noel baba kıyafeti ile dolaşan sıradan insanlar, indirimler vs. derken soğuğa ve havanın erkenden kararmasına rağmen dışarda dolaşmak çok eğlenceli geliyor bana. Mesela Cumartesi trende 30 tane falan Noel baba kostümlü insan gördüm :) Onun dışında sokakta yürüyenler de ekstrası. Ocak ayından sonra bunların çoğu bitiyor tabi. O zamana kadar tadını çıkarmak lazım…

Dec 5

Bu ütüyü alana kadar ütü yapmak en nefret ettiğim ev işiydi. O kadar sevmiyordum ki ayda bir mecburi olarak yaptığım ütü haliyle 4 saat falan sürüyordu. Tabi ayda bir ütü yapmak için bir dünya kıyafetinizin olması ve ütülenmeyi bekleyen kıyafetleri saklayacak yeriniz olması lazım. Özellikle nevresimleri ütülemek için o kadar vakit harcayıp, tekrar tekrar aynı yerlerin üzeriden geçip, bir türlü kırışıklıklarıı giderememek insanı ütüden iyice tiksindiriyor.

Bu ütüyü bir buçuk sene önce aldım. İlk aldığımda kendimi biraz son ütücü gibi hissetmiş olsam da ilk 2-3 ütümü reklam çekimindeymiş gibi gülümseye gülümseye yaptım. Benim kullandıklarım ütü değilmiş, yazıkmış bana, neler kaçırmışım, gibi bir sürü düşünce geçti aklımdan. İki eksisi var, kullandığınız oda küçükse ve camlarınız kapalıysa bütün camlar buhar içinde kalıyor. Birde çok toz oluyor etraf. Ama ona göre camı aralık bırakarak ütü yapıp, toz alacağınız günleri de ütü sonrasına ayarlayıp bu sorunları kolaylıkla çözebiliyorsunuz. Aldığınız sonuçla kıyaslanamaz bile yani ;)

Kireç temizlemeniz gereken zamanı yanıp sönen bir ışıkla size haber veriyor. Ben suları çok kireçli bir ülkede yaşamama rağmen bir buçuk senede ilk defa geçen ay bu uyarıyı gördüm. Temizlemesi de çok kolay.

Bu ütü sayesinde artık ütü yapmak en sevdiğim ev işlerinden. Aldığımdan beri haftada bir kesin ütü yapıyorum :) Siz de ütü konusunda benim eski halim gibiyseniz ve yeni ütü alma düşünceniz varsa kesinlikle tavsiye ederim.