Jul 27

Son yıllarda insanlar bloglarını birşey söylemeden bırakıp gider oldu. Bende onlardan olmak istemedim doğrusu. Bir ‘artık yazmayacağım’ diye haber verir insan değil mi? Blog yazmayı bırakmak 1 seneden fazladır düşündüğüm birşeydi ama yüzyüze konuşurken kime söylesem bırakma dediğinden biraz daha sürükledim gibi. İlk açtığım zamanlarda içimde nasıl bir birikim varmış yaz yaz bitmiyordu konular. Şimdi ne vakit bulabiliyorum, ne de yazacak konuyu 3 gün düşünmeden bulabiliyorum. Zaten herkes herşeyden haberdar artık. Herşeyden Türkiye’ de de var. Özellikle Mudo Concept orada ki favorim ;)

Bu yazıyı da daha erken yazmak istedim aslında ama son birkaç aydır bir gezmeler bir tozmalar :) Ev bakmalar, zamanımın bir kısmını birşeyler öğrenerek geçirmeydi, Ramazanda iptal olma vs. derken ancak yazabildim. Haftaya tekrar bir geziye çıkıp, döndükten bir hafta sonra tekrar biryerlere gidip sonra da taşınacağım inş. Yine bir sürü boya işim olacak. Belki bir iki ‘öncesi-sonrası’ yaparım birkaç ay sonra ama söz vermeyeyim.

Bu arada beni çok özlerseniz :P Çok aktif olmasam da Pinterest te ‘tbmvtn’ adlı kullanıcı ben olacağımdır. Buyurup takip edebilirsiniz.

Şimdiden herkese iyi bayramlar.

Apr 9

Aslında 1 tane, ama beraberinde getirdikleriyle çoğullaşıyor :) Sonunda uzun zamandır süren belirsizliklerim belirginleşti. En azından önümüzde ki 2,5 sene nerede olacağım belli. Gerisi de kolay olacak gibi ama.

Uzun zamandır takip edenler bilirler belki, taşınma maceralarım, vize sorunlarım, orası mı olacak, burası mı? Yine herşeyi satıp/bırakıp 2 bavulla gidecekmiyim başka bir ülkeye vs. Benim gibi ev delisi birisi için zor bir durum çünkü hemen hemen her aldığım ev eşyasının ayrı bir hikayesi,önemi, hatırası vs. var. Her neyse daha bunları düşünmeme gerek yok. Yeniden alışverişe bile başladım çok sükür :D

Son bir iki haftadır bu ülkede prefabrik ev yapma konularına daldım gittim bayağı. Araştırmalara dalıp, bütün günü öyle geçiriyorum gibi. İngiltere’de insanın kendi evini yapması çok çetrefilli bir olay, satılan arsaların % 90 ının üzerine ev yapılamıyor. Ya yeşil alan koruması altında, ya hayvan otlaması vs. için yada sadece pikniğe, top oynamaya, ata binmeye gitmek gibi işler için. İnsan neden bu sonuncuları yapmak için arsa alır diye düşünmeden edemiyorsunuz ama İngiliz insanının bazı düşüncelerini anlamak mümkün olamayabiliyor.

Ya gidersem? , en iyisi vizemin çıkmasını bekleyeyim diye ertelediğim bir sürü iş var. Bahar temizliği yapıp evi baştan aşağı temizlemem lazım, yakınlarda Türkiye’ye de gideceğim. Diyeceğim o ki benden bir süre ümidi kesebilirsiniz :) Bu böyle boş bir yazı olmasın diyerekten size birkaç ürün yorumu da yapayım. Dünden önce ki gün Karcher buhar temizleyicisi aldım. X5 mop olayını gördüğümden beri pek bir özeniyordum bunlara. Türkiye’de de habire reklamı çıkıyor ya. Sonra hangisi daha iyi araştırmasına girince onun yorumları pek bir kötü çıktı. Bende Dyson da olduğu gibi olmasın diye gidip Karcher aldım. Dün geldi. Bütün günü sağı solu buharlamakla geçirdim :D Çok eğlenceli ve süper bir icad. Sizde benim gibi kimyasal madde kullanmayı sevmiyorsanız özellikle tavsiye ederim. Benim ilk işim fırın ve aspiratörü temizlemek oldu. Çok çok iyi. En son fırını çevreye duyarlı bir şekilde temizleyeyim diye kabartma tozu, sirke ve birazcık bulaşık deterjanıyla bir karışım elde edip, her yerine bulayıp, bekletip, silerek temizlemiştim ama tepesindeki ızgaranın altını durulayamadım, ondan sonra her yemekte her yere kabartma tozu uçuşup durdu. Pek başarılı bir deneyim olmamıştı yani. Buharla o sorunu da çözmüş oldum.

Dyson olayına gelince. Dyson alana kadar kaç tane süpürge eskittim bilinmez. Hep kısa zamanda çekmemeye başladılar, adam gibi temizlemez oldular. Sonunda Dyson aldığımda bir daha bundan hiç şaşmam demiştim. 5 senedir Dyson kullanıyorum çok da memnunum.Öbür süpürgelere harcanan para çöpe gidiyor gibi geliyor. Bir de şu aşağıdaki el süpürgesi var. Ben evcil hayvanlar için olanını kullanıyorum, ama evcil hayvandan bağımsız olarak da çok kullanışlı. Max butonuyla normalden çok daha güçlü çalışıyor. Biraz uzakta kalan tozları çok daha iyi çekiyor. Eşim bilgisayarının içini temizlemek için kullanıyor :) Ben bazen toz almak için bile kullanıyorum. Süpürge zamanı aralarında yere düşen ipti, tüydü, zarttı, zurttu gibi şeyler içinde oldukça kullanışlı. Bir de kum kabı etrafına saçılan kedi kumları için tabi. Bizimkinin kapalı kutusu olmasına rağmen nasıl beceriyorsa 3-5 parça kum tanesiyle haldır huldur çıkıyor içinden hep :)

Mar 18

Bu aralar buralarda havalar bir güzel, tam bir bahar. Çiçekler, böcekler derken yazmayı unutmuşum ne zamandır :) Küçük bir tatile de gittim geldim ama evde olduğum zamanlarda da aklım hep dışarıda. Geçen hafta ekmek için birsürü çiçekler aldım ama henüz ekemedim onları. Şimdiye kadar ancak bahçe mobilyalarını temizleyip, yabani otları yolma, bütün kış bahçede dışı çamur olmuş saksıları temizleme, kurumuş şimşirleri atma gibi işlerle uğraştım. Toprağı azalmış bitkilere biraz toprak ekledim vs. Geçen hafta bu işlere girişmeden önce, bahçe kutumda Hollanda’dan taaaa 2 sene önce aldığım çiçek soğanlarını bulup bir saksıya ektim ama çok kurumuş göründüler gözüme, birşey çıkarmı bilmiyorum. Zaten soğan ekmelik zamanda geçeli bayağı oldu sanırım. Bahçe marketine bir tur daha yapıp kurumuş kekiğimin yerine yenisini ve birkaç gerekli malzeme daha almam lazım. Bu arada kekik ve reyhanımın neden kuruyup gittiğini araştırırken suyunun iyi süzülmesi gerektiğini öğrendim. Sizde benim gibi bitki beslemekten bir haber bahçeci iseniz sizinle de paylaşayım. Benimkiler bütün kış suyu süzülmeyen göl olmuş bir saksının içinde kaldılar. Toprağın altına çakıl taşı koyunca daha iyi oluyormuş diye okudum ama henüz denemedim.

Gelelim başlığa;

Ne kadar buralar yaz gelmiş gibi olsa ve ben fotoğraftakileri piyasadan kaldıralı bayağı olmuş olsa da, kışın başından beri sizinle paylaşacağım diye, sonraya ata ata şimdiye kadar geldim. Daha da geç kalmayayım. Koltuktaki bütün yastıkları ben diktim ve ördüm. Ördüğümü aslında hiç beğenmedim. Nedense Türkiye’ye gidince öyle saçma bir yün alışverişi yapıyorum ki, her değişik yumaktan 1 tane almış şekilde geliyorum, sonra bir işe yaramıyorlar gibi oluyor. Mesela bu yastık kılıfının ön kısmını ördüğümde bir yumak bitti, arkasını başka renkten örmem gerekti. Yünlerin kalınlığı ve tarzı da farklı olunca yamuk yumuk 80 yaşında bir babaannenin örmüş olabileceği bir yastık gibi oldu sanki. Emeğime yazık olmasın diye sökmedim :) Bütün kış kullandıktan sonra söktüm. Belki seneye kışa bere falan yaparım :)

Şöminenin etrafındaki garlandı da seneler önce Ikea’dan aldığım Christmas dekorasyonlarından yaptım. Ağaç süslemediğimden dolayı “başka birşey yaparım ben bunlardan” düşüncesiyle almıştım. Bu seneye kısmetmiş. Öylece kendir ipine bağladım, 5 dakikada oldu.

Bu fındık mındık olaylarını da sonbaharda yapmıştım. Fındıkların tadı çok kötü çıkınca dekorasyon amaçlı kullanma kararı almıştım. Sizde ufak tefek şeyleri birleştirerek bu tarz bir sergi yapabilirsiniz. Hepsinin tarzı ve dönemi aynı olmak zorunda değil. Eski – yeni karışımı da yapabilirsiniz.

Mar 1

Geçen Cuma günü aylardır gitmemek için cebelleştiğim West Elm‘e artık bir gideyim dedim. Son zamanlarda farkettim ki beğendiklerimi almamak olayını biraz aşmışım. Nadiren içimde kalan bir iki parça oluyor ama eskisi gibi alamıyorum diye arkasından yas tutmuyorum. Ne kadar belirsizlikle yaşamak durumuna hala çok alışamamış olsamda, belirsizlikten dolayı birşeyler alamama durumu eskisi kadar koymuyor. İnsanoğlu her şeye alışıyor.

Daha önce Heal’s in nasıl buralardaki en sevdiğim mağazalardan birisi olduğunu yazmıştım. West Elm ve Heal’s aynı cadde üzerindeler ve aralarında birkaç mağaza var, ki onlar da Lombok ve Dwell gibi yine güzel mi güzel şeylerin olduğu mağazalar. Eskiden birde Next Home vardı bu caddede, ne kadar eğlenirdim orada da ama ülkeden 1,5 seneliğine bir ayrıldım, geri döndüğümde kapanmıştı Next Home. Yokluğuma dayanamadı sanırım :P

Bu postu aslında geçen Cumartesi yazacaktım ama Cumartesiden beri grip olmuş bir şekilde yatıyordum. Çarşamba’ya iyileşir yüzmeye giderim diye plan yapmıştım olmadı, Cuma’ya kesin iyileşir bu sefer yüzmeye giderim dedim yine olmadı. Umarım Pazartesi’ye tamamen kurtulmuş olurum bu durumdan. Neden sadece iş günlerinde iyileşmem gerektiğini bende bilmiyorum :) Neyse efendim, bunlar gezimden kesitler. Hepsini çoook beğendim. Sonuncu fotoğraftaki koleksiyon Kangan Arora‘nın Heal’s a özel sınırlı sayıda üretilmiş bir koleksiyonu. Sağolsun bana birsürü patchwork fikirleri verdi :)

Feb 17

Biliyorsunuz ki gerek moda sektöründe olsun gerek mobilya, İtalyanlar kalite ve yaratıcılık açısından ilk sırada geliyorlar. Lettera G de bir İtalyan firması. Üretim her ne kadar akıllı robotik sistemlerle yapılıyor olsa da ürünlerinin zımparalama ve parlatma gibi işleri elle yapılıyor.

Hotel ve restoran gibi yerlere kişiselleştirilmiş, özel koleksiyonlar yapabiliyorlar.

Bu kedi/köpekli yan sehpalar benim favorilerim. Pek pratik görünmüyorlar ama, görüntüleri yeter :)

Ağırlıklı olarak akrilik materyal kullanıyorlar. İkinci sırada metal geliyor ve ahşap mdf den sadece bir iki ürün çesidi var. Daha çok araştırmak isterseniz buradan..

« Previous Entries