Oct 30

Çooook çok uzun zamandır evcil hayvanlarla ilgili birşey yazmamıştım. Geçen gün modern cat de gezinirken aldım ilhamları, buldum birkaç birşey. Umarım sizde beğenirsiniz.

Yumurta şeklinde olan benim favorilerimden. Bende kedime (aslında bana)doğum gününde bunun kedi kafası şekillisinden almıştım. Whiskas kedi yataklarından. Her ne kadar daha kullanma fırsatı bulamadan taşınma kutularının içine kapanıp, hala kutularda duruyor olsa da, yerleştiğimiz yerde kullanmasını ümid ediyorum. Olmadı ben girerim içine :)

Bu sehpa ile birleştirilmiş olan da şekil açısından kullanışlı görünüyor ama tasarlayanlar hiç kediyle yaşamış mı merak ettim doğrusu. Hasır, kedili evin düşmanıdır çünkü. Ne kadar tırmalama kütüğü olursa olsun tüylü aile üyeleri bu hasırlara özel bir ilgi gösterir. Sonra heryere, habire parçaları dökülen, kırpık kırpık bir ürünle kala kalırsınız.

Gerçi hasırdan yapılan birçok kedi yatağı var, belkide çok amaçlı kullanır, hem tırmalar, hem içinde yatarlar diye düşünerek tasarlıyorlardır, bilemedim.

Biraz yerden yüksek olanlar eminimki yerde duranlardan daha çok mutlu edecektir onları. Zira tüm olayları bütün gün yattıkları yerden bir yerler izlemek. Birde cam önü olursa değmeyin keyiflerine.

İki kedililere ranza fikride gayet hoş. Aralarında altta ve üstte olma kavgası ediyorlarmıdır merak ettim.

Oct 16

Ben her ne kadar dünyanın hala (hatta her zaman) yazı yaşayan diliminde olsam da, son baharı yaşayan diliminde ki sizleri unutmuş değilim. Malesef bu sene üzerlerine bastıkça haşır huşur ses çıkartan yapraklar,  ortalığın turuncu renge bürünmesi, sokakları kaplayan yaprakların üzerinden hızla arabayla geçerken yaprakların sağa ve sola doğru uçuşmaları, serin serin esen rüzgar vs. gibi seylerden çok uzağım. Siz benim içinde keyfini çıkartın.

Kışa yaklaşırken evinde değişiklikler yapmayı düşünüp, ne yapacağına karar veremeyenler varsa, bu son bahar hissi veren fotoğraflardan yararlanabilirler.

Battaniyeler, kuru dallar, yünlü şeyler ve turuncumsu son bahar renkleri, askılı ve şortlarla klima altında oturan beni bile hafiften son bahar havasına soktu.

Oct 7

Buradan gitmemize 7 hafta kaldı ve hala tam olarak nereye gideceğimiz belli değil. Kocaman bir çanta dolusu kırık hayaller ve bozulmuş planlar var. İsteyen varsa verebilirim :) Belirsizlik insanı nasıl bir moda sokuyor bilenleriniz vardır mutlaka. O kadar boş vaktim olmasına rağmen ve listede yapılacak birsürü şey olmasına rağmen kendimi bir türlü birşeye veremiyorum. Her ne kadar şunu yapacağım diye karar verip onun karşısına otursamda düşüncelere dalıp günü bitirmiş oluyorum. Sonuç: hiçbirşey yapamamış olmak!

Bu postu yazmak için de ne zamandır aynı şekilde cebelleşiyordum. Neyse ki bugün halledebildim.


Bunlar Disney World den aldıklarım. Paris de ki Disney Land in 5-6 katı gibi bir büyüklüğe sahip olmasına rağmen orada ki kadar ev eşyası olmaması çok ilginç geldi. Bende alışverişin büyük bir kısmını takı, ayakkabı, çanta, defter, kalem vs. gibi şeylerle yapmış oldum.


Karabiberliği biz oradayken kedimize bakan arkadaşım için aldım. Bayağı bir aklım kaldı ama neyse ki websiteleri sayesinde parktaki şeylerin çoğunu internetten alabiliyorsunuz. Belki yerleşebileceğim bir ev olduğunda alırım.

Yukarıda ki buzdolabı mıknatısı ise tam bana lazım olan birşeydi. Tek bildiğim 5 oz. un 1 yemek kaşığı olduğu çünkü. Gerisi için hep bilgisayara koşmam gerekiyordu. Artık gerekmiyor.

Battaniyemsi şey ise her ne kadar renk açısından normalde tercih edeceğim birşey olmasa da, bu evin yatak odasına pek bir uyumlu olacağından ve dükkanda o kadar Mickey Mouse lu şey görünce, hepsini alma isteği geldiğinden aldım gitti :)

Peçete halkaları da aslında o kadar kaliteli değil, bildiğin plastik halka ama nasıl oluyorsa iki kulak koyunca çekici oluyorlar.

En çok birkaç yıldır gözümün üstlerinde olduğu Vinylmation figürlerinde aklım kaldı ama onları da yine sonraya bıraktım. Küçükleri kesmiyor, kocaman olanları da ordan oraya taşımak pek mantıklı gelmedi.

Sep 6

Londra buram buram burnumda tüterken, yapabileceğim en iyi şey oradaymış gibi aynı siteleri gezip dolaşıp, youtube da ki videoları izlemek ve gözlerimi kapatıp kendimi orada hayal etmek. Hala kendimi bugün şuraya gitsem, burayı görsem diye düşürken buluyorum. Ama ne yazık ki arabaya atladığımda ne yöne gidersem gideyim, beyaz kumsal- turkuaz deniz ikilisine çıkıyorum. Güzel mi? Güzel. Ayda yılda bir güneş açan, mütemadiyen uyuma hissi veren, bazen hiç durmadan 1 hafta yağmur yağan bir havaya ve ortasından çamur rengi bir nehrin geçtiği, her daim vinçlerin görüntü kirliliği yaptığı bir şehire tercih edilir mi? Asla :)

Transport Museum (Ulaşım müzesi) İngilterede ki gitmeyi hiç planlamadığım, içinden gezip görmeye değecek birşey çıkmayacağını düşündüğüm, haliyle göremeden ülkeyi terk ettiğim bir müze. Ama son Covent Garden ziyaretimde başka bir yere giderken önünden geçtiğimde, müzenin mağazasının vitrininde bir koltuk görüp, sırtıma alıp götüresim geldiğinde herhalde reklam için konmuştur, neden koltuk satsınlar ki diye düşünüp, fazla üstünde durmamıştım. Koltuk siyah ve üzerinde beyaz yazılarla bütün Londra da ki meşhur yerlerin ismi yazan tekli bir koltuktu.

Geçen gün Ellie nin blogunda okuduğum bir yazıdan sonra müzenin sitesine gittim ve şimdiye kadar haklarında ne kadar yanıldığımı keşfettim.

Evde poster kullanımı her zaman hoşuma giden bireydir. Bu müzenin sitesinde ise yüzlerce poster var. Boyut ve parlak-mat-yarı parlak gibi seçenekleride var bir çoğunun. Hepsinin fiyatı seçiminize göre değişiyor. Sadece ulaşımla ilgili değil, bir sürü konuda poster var. Savaş zamanında ki uyarı posterleri, haritalar, organizasyon posterleri ve daha birçoğu..

Türkiye ye gönderiyorlar mı bilmiyorum ama, almak isterseniz bir kontrol edebilirsiniz. Benim içimden sadece posterleri yayınlamak geldi ama posterden başka daha birçok şey satıyorlar. Göz atmak isterseniz buradan. Görseller biraz küçük, kusura bakmayın, daha büyükleri yoktu malesef.

Sep 3

Öncelikle herkesin geçmiş bayramını kutlayayım. Bu aralar aklım birsürü sorunla meşgul olduğundan önceden de dediğim gibi pek keyfim yerinde değildi. O yüzden birsürü şeyi kaçırdım. Yavaş yavaş sorunları çözme yolunda ilerledikçe bende eski bene kavuşuyorum sanırım, ne kadar kaplumbağa hızında olsa da.

Hep Türkiyeden alması, bulması zor olan şeyleri buluyorum diye bu sefer oralardan kolaylıkla alabileceğiniz, evmanya da ki stickerlardan beğendiğim bazılarını paylaşacağım sizinle.

Normal duvar stickerlarının yanısıra, eskimiş,paslanmış,çizilmiş yada yeni olsa bile çok sıradan bulduğunuz bulaşık makinası, buzdolabı gibi beyaz eşyalarınızı da kaplayabileceğiniz değişik sticker var evmanyada.

Aşağıdakiler ise hiçbir evde hiçbir şekilde dikkat çekmeyen, kimsenin dekore etmek için kale almadığı elektrik prizleri için ideal.

Sek sek stickerlar da kış aylarında dışarı çıkamayan, yada benim gibi şehir göbeğinde büyüyüp, zaten dışarı çıkıp oynayacak hiçbiryer bulamayan çocuklara hoş bir sürpriz olabilir. Tabi artık sek sek oynayan çocuk varsa. Şimdikiler sek seği de oyun konsolunda oynuyordur herhalde :)

« Previous Entries Next Entries »