Oct 16

Ben her ne kadar dünyanın hala (hatta her zaman) yazı yaşayan diliminde olsam da, son baharı yaşayan diliminde ki sizleri unutmuş değilim. Malesef bu sene üzerlerine bastıkça haşır huşur ses çıkartan yapraklar,  ortalığın turuncu renge bürünmesi, sokakları kaplayan yaprakların üzerinden hızla arabayla geçerken yaprakların sağa ve sola doğru uçuşmaları, serin serin esen rüzgar vs. gibi seylerden çok uzağım. Siz benim içinde keyfini çıkartın.

Kışa yaklaşırken evinde değişiklikler yapmayı düşünüp, ne yapacağına karar veremeyenler varsa, bu son bahar hissi veren fotoğraflardan yararlanabilirler.

Battaniyeler, kuru dallar, yünlü şeyler ve turuncumsu son bahar renkleri, askılı ve şortlarla klima altında oturan beni bile hafiften son bahar havasına soktu.

Aug 14

Geldim gelmesine ama ramazanın gelmesiyle yılın en tembel olduğum zamanı da gelmiş bulunmakta, o yüzden anca yazabiliyorum. Her ne kadar internetten, size sorduğum antikacı vs. gibi yerleri bulmuş olsamda alışveriş çılgınlığından gidemedim bile :) Las Vegas gerçektende alışveriş konusunda boyut atlamış bir yer, neredeyse adım başı bir alışveriş merkezine giriyorsunuz, bunların çoğuda otellerin içinde, dışarının kavurucu sıcağından ötürü, tavanlar gökyüzü şeklinde yapılmiş, yerler sokak gibi, dışarda gezermiş gibi klimanın dondurduğu bir ortamda gezerek alışverişinizi yapıyorsunuz.

Gidenleriniz olursa benim gibi sıcak yere gidiyorum hırka mırka almayayım demesin, içeri girdiğiniz her yer o kadar soğuk ki, dışarda kaynayıp, içerde donmaktan hasta olabilirsiniz. Otobüsler bile buz gibi. Bende bahaneyle yeni hırka almış oldum(tüh :D ). Blogun konusundan sapmaması için daha fazla uzatmayacağım ama Las Vegas ile ilgili yorum bekleyenlere kesin hayatta bir kere bile olsa gidilip, görülmesi gereken bir yer olduğunu söylemek istiyorum. Uzaktan sadece kumar oynayıp, içki içenlere yönelik biryer gibi görünsede, aslında öyle değil,herkese göre birşeyler var. Benim en çok ilgimi çekenlerden biri 2 katlı coca cola mağazasıydı, aksesuardan kıyafete, mobilyadan özel üretim kola şişeleri vs. ye kadar herşey vardı. Çok güzel mutfak masası ve sandalyeleri beğendim tam 1950 lerden fırlama ama malesef yanımda fotoğraf çekebileceğim hiçbirşey yoktu (telefonum bile!), sonradan bir daha gitmeye de vaktim olmadı.

Her zamanki problem olan kocaman fotoğraf makinamı alışverişte dahada ağırlık yapmasın diye taşımadığımdan, Anthropologie ye girdiğimde telefonumla çektim fotoğrafları ama onları da telefonumda sorun çıktığından dolayı halledemedim henüz, halbu ki bu yazıda onları yayınlayacaktım, neyse bir sonrakine inşallah.

Bir sonraki yazıya kadar sizleri bu, oradan buradan toplanmış fotoğraflarla başbaşa bırakayım.

Jul 18

Ortalama 1 senedir sıradaki evimin salonunda gri duvarlara sahip olmayı planlıyorum, her ne kadar sırada ki evimin nerede olacağı henüz belli olmasada ve eşyalı kiraladığımız, karar verene kadar kalmalık evleri evden saymasamda hala görüp, beğendiğim her gri duvara sahip fotoğrafı topluyorum :) O kadar fotoğrafı toplayıp, sizinle paylaşmamak olmaz diye de bu yazımı hayalimde ki duvarlara adıyorum :P

Gri duvarların en güzel yanı, beyaz kadar sade değiller, hemen hemen her renkle uyum sağlıyorlar, böylelikle her renkten aksesuar edinip, isterseniz hepsini aynı zamanda, istemezseniz değişik renk kombinasyonlarıyla kullanabiliyorsunuz.

Kaynak: Housetohome, desiretoinspire.

Jun 20

Dupuis designdan Peggy Dupuis in Kaliforniya da ki eviymiş burası. Tam da bir gün sahip olmayı hayal ettiğim türden bir ev. Bol camlı, havadar, aydınlık. İçinde birsürü Eames Lounge, Twiggy Lamp, Cole & Son ın woods duvar kağıdı gibi sevdiğim şeyi barındırması da cabası :) Çalışma odasında ki asimetrik kitaplığa da bayıldım. Fringe dizisinde ki Massive Dynamic i anımsattı bana.

Evin geri kalanını Desire to Inspire dan görebilirsiniz. Dupuis Design ın diğer projelerini incelemek istersenizde şuradan.

May 28

Dünden önceki gün eşyalarımız gitti, dün evimiz temizlendi (ne kadar arkalarından benim biraz daha temizlemem gerekse de), kaldık böyle dımdızlak, sabaha kadar havası inen bir şişme yatakla :) . Başa geri dönmüş olduk. Gerçi buraya ilk geldiğimizde şişme yatağımız bile yoktu :) . 5 senede ne eşya toplamışız. 20 küsür büyük çöp torbası eşya yardım derneklerine verip, bir kısmınıda satmama rağmen yinede evin bir kısmı hala verileceklerle yığın olmuş durumda.

Hala satılan eşyaları almaya gelenler devam ediyor. Biraz £850 lük dolabın £275 e, £300 lük sehpanın £40 a, canım masa lambalarımın £0.99 a gitmesi gibi ettiğim zararlardan dolayı sinir olmuş olsamda kader ne yapalım. Birde üstüne, bunca yorgunluğu gider gitmez havuz başı keyfi yaparak atma planlarımızın bozulması var. Havuzda sızıntı varmış, biz gitmeden 1 gün önce tamire başlıyacaklarmış falan filan. Gider gitmez Bahamalı işçi arkadaşlarla sevgi dolu birkaç gün geçireceğiz. Kedim burada ki stresten biraz ishal oldu (fazla ayrıntı oldu sanırım :) ) 2 gündür de hiç bir şey yemedi.  Tamda aradığı şey dokuz buçuk saatlik uçak yolculuğu+ öncesi ve sonrasında hava alanlarında strese gireceği 4 er 5 er saat, üstüne birde yabancı bir evde işçi gürültüsü. Ha birde haftalardır bize demirbaş listesi göndermesini beklediğimiz emlakçının dün sonunda göndermesi ile birlikte 5-6 hafta önce bize verdiği ev adresi ile şimdikinin tutmaması durumu var. Büyük ihtimalle o zaman yanlış adres verdi, biz de bütün işlemlerde o adresi kullandık haliyle. Farketmesek salı günü saf saf yanlış adrese gidecektik. Eğer ulaşmayı becerebilip hangi adresin doğru olduğunu onaylayabilirsek ona göre bütün yanlış adresleri değiştirmemiz gerekecek. Ama o kadar geniş insanlar ki bu Bahamalılar, bir konuyu birkaç haftada anca halledebiliyorsunuz. Aradığınız yerden çıkmıyorlar, iş saatleri bir acayip, e-maillere cevap yazmıyolar vs.

Neyse bardağın dolu tarafına bakmaya çalışıyorum. Gittikden ne kadar sonra yazabilirim bilemiyorum, geçenlerde biraz kendimi moda sokma fotoğrafı toplamıştım oradan, buradan. Sizleri de yaz moduna sokar belki :) . Ben bir daha yazana kadar esen kalınız….

« Previous Entries Next Entries »