Mar 18

Bu aralar buralarda havalar bir güzel, tam bir bahar. Çiçekler, böcekler derken yazmayı unutmuşum ne zamandır :) Küçük bir tatile de gittim geldim ama evde olduğum zamanlarda da aklım hep dışarıda. Geçen hafta ekmek için birsürü çiçekler aldım ama henüz ekemedim onları. Şimdiye kadar ancak bahçe mobilyalarını temizleyip, yabani otları yolma, bütün kış bahçede dışı çamur olmuş saksıları temizleme, kurumuş şimşirleri atma gibi işlerle uğraştım. Toprağı azalmış bitkilere biraz toprak ekledim vs. Geçen hafta bu işlere girişmeden önce, bahçe kutumda Hollanda’dan taaaa 2 sene önce aldığım çiçek soğanlarını bulup bir saksıya ektim ama çok kurumuş göründüler gözüme, birşey çıkarmı bilmiyorum. Zaten soğan ekmelik zamanda geçeli bayağı oldu sanırım. Bahçe marketine bir tur daha yapıp kurumuş kekiğimin yerine yenisini ve birkaç gerekli malzeme daha almam lazım. Bu arada kekik ve reyhanımın neden kuruyup gittiğini araştırırken suyunun iyi süzülmesi gerektiğini öğrendim. Sizde benim gibi bitki beslemekten bir haber bahçeci iseniz sizinle de paylaşayım. Benimkiler bütün kış suyu süzülmeyen göl olmuş bir saksının içinde kaldılar. Toprağın altına çakıl taşı koyunca daha iyi oluyormuş diye okudum ama henüz denemedim.

Gelelim başlığa;

Ne kadar buralar yaz gelmiş gibi olsa ve ben fotoğraftakileri piyasadan kaldıralı bayağı olmuş olsa da, kışın başından beri sizinle paylaşacağım diye, sonraya ata ata şimdiye kadar geldim. Daha da geç kalmayayım. Koltuktaki bütün yastıkları ben diktim ve ördüm. Ördüğümü aslında hiç beğenmedim. Nedense Türkiye’ye gidince öyle saçma bir yün alışverişi yapıyorum ki, her değişik yumaktan 1 tane almış şekilde geliyorum, sonra bir işe yaramıyorlar gibi oluyor. Mesela bu yastık kılıfının ön kısmını ördüğümde bir yumak bitti, arkasını başka renkten örmem gerekti. Yünlerin kalınlığı ve tarzı da farklı olunca yamuk yumuk 80 yaşında bir babaannenin örmüş olabileceği bir yastık gibi oldu sanki. Emeğime yazık olmasın diye sökmedim :) Bütün kış kullandıktan sonra söktüm. Belki seneye kışa bere falan yaparım :)

Şöminenin etrafındaki garlandı da seneler önce Ikea’dan aldığım Christmas dekorasyonlarından yaptım. Ağaç süslemediğimden dolayı “başka birşey yaparım ben bunlardan” düşüncesiyle almıştım. Bu seneye kısmetmiş. Öylece kendir ipine bağladım, 5 dakikada oldu.

Bu fındık mındık olaylarını da sonbaharda yapmıştım. Fındıkların tadı çok kötü çıkınca dekorasyon amaçlı kullanma kararı almıştım. Sizde ufak tefek şeyleri birleştirerek bu tarz bir sergi yapabilirsiniz. Hepsinin tarzı ve dönemi aynı olmak zorunda değil. Eski – yeni karışımı da yapabilirsiniz.

Oct 21

Bir aydan fazladır masamdaki bu iki lambanın hikayesini yazacağım, yine fotoğraf çekmeye üşen, koştur dur, vakit bulama vs. gibi sebeplerden dolayı uzadıkça uzadı. Buralarda hava erkenden kararmaya başladı yine. Işık olsunda fotoğraf güzel çıksın olayından geçeli çok oldu zaten :D

Görmüş olduğunuz siyah lambayı Mayıs ayında Made.com dan almıştım. Made güzel şeyleri uygun fiyata satan bir firma, ismine alışveriş yapana kadar hiç anlam yüklememiştim. Lambayı alıp, ödemesini yaptıktan sonra 12 hafta gibi bir zamanda yapılıp bana gönderileceği bilgisini gönderdiler :) O zaman made olayı konusunda kafamın üstünde bir ampul yandı. Onun öncesinde lambanın bilgilerinde kargo süresi 7 hafta yazıyordu ama ben alıcıların gözü yolda kalmasın diye öyle yazmışlardır, 2-3 haftada gelir diyerekten kandırmıştım kendimi. Arada sırada lambanızın yapımı bittiğinde size haber vereceğiz, İngiltere’ye girdiğinde haber vereceğiz vs. gibilerinden mailler attılar, habersiz bırakmadılar sağolsunlar.

Ben lambayı okuluma yeniden başlayıp dizi dizi çizimler yapmak için almıştım halbuki. 3 ay bekleme gibi bir durumum yoktu. Sonuç olarak Ebay’de lamba kovalamaya başladım. Şurada seneler önce Anglepoise lamba konusunda birşeyler yazmıştım, benzerini almıştım o zaman.Bahamalara taşınırken masa lambalarım hep 0.99 dan satılmıştı ebay de. Öyle birşeyler bulsam da öteki gelene kadar idare etsem diye aramaya koyulmuşken orjinal bir Herbert Terry Anglepoise’e 20 Pound maksimum teklif verirken buldum kendimi :D Sonuç olarak 17 Pound a bana kaldı, kalkıp biraz zıpladım, hopladım,  pek bir sevindim. Gelir gelmez ne kadar kullanışlı olduğunu ve çakması ve gerçeği arasında nasıl dağlar kadar fark olduğunu anladım.

4 ay sonunda Made den aldığım lambam da geldi :) Onu da çok sevdim tip olarak, ama çizim için tasarlanmadığı her halinden belli, kalas gibi bir lamba kendisi. Beyaz olan çok kolay kıvrılıp bükülüyor, çok hafif, ışığı tepesindeki küçük bir düğmeden açıp, kapatabiliyorsunuz. Öteki lambalarda taa arkalara uzanıp, kablonun üzerindeki butonu kullanmanız gerekiyor. Nitekim sonuç olarak gördüğünüz gibi ikisini birden kullanıyorum.

Neyse hazır çalışma mekanımı göstermişken masamın da hikayesini anlatayım. Masanın üst kısmını Ikea’dan, ayaklarını ise Ebay’den almıştım. Masanın üstünü 3-4 senedir bu iş için sakladığım çizgi romanlarla kaplayacaktım ama sonra bazı sebeplerden ötürü vazgeçtim. Başka başka fikirler buldum masanın üstünü boyamak için ama vize durumumuz belli olana kadar hiçbirşeye emek harcamak istemiyorum açıkçası. Şimdilik böyle. Masamın ayakları bu oda da biraz karambole gidiyor, sandalyem deseniz bir önceki evin yatak odasından geldi. Bu evde yer yok diye yeni sandalye almak istemedim, çok takılınca belimi ağrıtıyor. Bilgisayarda 2-3 ayda bir kullanmak üzere orada yer kaplıyor. Zira kendisi sadece oyun oynamak için :D Ben normalde laptop insanıyımdır ama evde fazla bilgisayar olunca eşim kenarda duracağına sen arada oyun oynarsın diyerekten bunu buraya konuşlandırdı :) Böyle klavyeyi kaldır, çizim yap, çizim tahtasını kaldır, başka birşey yap modunda evire çevire kullanıyorum işte.  Bir yerleşsem de adam gibi herşey yerli yerinde olsa..

Aug 13

Kediler nedense ev dekorasyonu ile ilgili dergilerdeki ve bloglardaki fotoğrafların hatta ev eşyası ile ilgili reklamların bir vazgeçilmezi. Evi daha sıcak yapıyorlar, daha yaşanılası kılıyorlar vs. Peki ev eşyaları bu konuda neler düşünüyor?

Yukarı da Rönesans portresi için poz verdiğini zanneden şahsiyet bizim eşyaların azılı düşmanı. Onun yüzünden 5-6 yıldır hayallerimin koltuğu olan Tufty Time koltuğu almam sadece hayal olarak kalıyor ve koltukların kendilerini atmadan kılıflarını değiştirebileceğim Ikea’dan başka biryerden koltuk alamıyorum. Kumaşını tırmalamaktan keyif almayacağını düşünürek aldığım yeşil koltuk da yaramaz patilerden hakkını almış durumda.

Tufty Time Sofa

Tabi her kedinin huyu, suyu farklı. Bizim bundan önceki kedimiz kendi tırmalama kütüğünden başka hiçbiryeri tırmalamazdı mesela ama şimdiki evin her köşesinde ona özel tırmalama aygıtı olmasına rağmen, hepsi benim, herşeyi tırmalayacağım görüşünde. Bu tırmalama kütüklerini de ne kadar uğraşsalar da adam gibi, koyulduğu ortamda sırıtmayacak, kısacası çirkin görünmeyecek bir şekilde yapmaları çok zor sanırım. Bunlar evin dekorasyonunu boza dursun, asıl konu canım koltuklarınızın paramparça olması.

Whishbone chairs

Özellikle dizayn klasiklerine düşkünseniz, bir koltuğa bir ton para verdiyseniz, anneannenizden, babaannenizden yadigar  ise, dünyanın başka bir ucundan güç bela getirttiyseniz bu duruma sinir oldukça olacaksınız. Ama sanırım konu eşyanıza verdiğiniz değer mi ağır basıyor, yoksa ailenizin bu yerden bitme, tüylü bıdığına olan sevginiz mi?

Bizimkinin marifetleri koltukla sınırlı değil tabi. Onun oynamak istediği zamanlarda oynamadığımız için halının çektikleri.

Dışarı çıkmak istediği anda zihnini okuyup, kalkıp kapıyı açmadığımızda perdenin çektikleri.

Şimdiye kadar hep shaggy halı kullanıyordum, onu tırmalayamıyordu, perde yerine ahşap jaluzilerden kullanıyordum, onlarla da yine sorun yoktu. Ama hasır kirli çamaşır sepetleri ulaşılmaz bir hayal :) Kağıdımsı, ipimsi tuhaf bir materyalden oturma yeri olan Whishbone sandalyeleri de bayağı seviyorum, onlarda yine ulaşılamayacak birşey benim için. Yumuşak, keten kumaşlı koltukları tırmalamaktan pek hoşlanmıyor gibiler. Sizde bu dertlerden muzdaripseniz, keten koltuk iyi bir seçim olabilir.

Karakteri henüz belli olmayan yavru kedi edinmeyi düşünüyorsanız hazırlıklı olun yani. Yetişkin bir kedi edinirken huyunu suyunu sahibine sorabilir, size bu tarz davranışlar uymuyorsa uyanını arayabilirsiniz. Nede olsa hayatınızı inşallah 16-18 yıl arası gibi bir zamanda beraber geçireceksiniz. Eşinizin huylarına nasıl önem veriyorsanız bu da aynı.

Birde tüy dökme konusu var. Buna göre de yine keten kumaş daha iyi gibi. Kadife koltuklara çok yapışıyorlar. Cins kedi peşindeyseniz İran kedisi ve Ragdoll en çok tüy dökenlerinden. Neyse ki bizimkinin tüy dökme problemi yok. Yada azıcık var ama İran kedisinden sonra yok gibi geliyor.

Aug 2

Başlığa göre beyazlar ve açık maviler hayal edip, ilk bakışta “ne alakası var?” diye düşünebilirsiniz belki ama olay Bahamalar’da yaşam değil, bayrak renklerinden yola çıkarak soğuk bir yerde içinizi ısıtacak renkler kullanmak. Yoksa kadife koltuklar Bahamalar için iyi bir seçim olmazdı. Fazla uzatmadan topladıklarıma geçiyorum. 

Atwood Koltuk

Orlando Sehpa

Ikea Stockholm Dönen Koltuk

MissPrint Dandelion Mobile Duvar Kağıdı

I love retro Sarı Lamba

May 30

An itibarı ile eşyaları yerleştirmiş, işlerimi bitirmiş durumda sayılırım. Bu da demek oluyor ki yakın zamanda sıkı bir şekilde ders çalışma olayına girmem gerekiyor.

Dekorasyon açısından hala halletmem gereken ufak tefek şeyler var, mesela şu üç çerçeveye daha eklenecek çerçeveler var ama daha asıp asmama konusunda tam da karar vermiş değilim. Ne kadar çok delik, o kadar evden çıkarken kapatıp, üstünü boyamam gereken iş demek.

Neyse, önceden söz verdiğim üzere salonun fotoğraflarını paylaşıyorum bugün.  Salon çok büyük olmadığından çok geri gidip uzaktan çekemiyorum fotoğrafları, o yüzden biraz fazla yakından oluyorlar :)

Şubat ayında aşağıdaki perdeyi dikmiştim, şimdiye kadar onu kullanıyordum. Perdenin desenli, halının çizgili olması ortalığı biraz karıştırdı kanımca, daha iyi uyum sağlayacaklarını düşünmüştüm. Bahamalardan gelen desen desen, renk renk yastıkları kullanamaz oldum vs. O yüzden o perdeleri başka bir yerde kullanma kararı aldım ve perdeleri düz gri olarak değiştirdim.

Eşyaların çoğu Hollanda’dan, geri kalanı dünyanın dört bir yanından :) Şöminenin üstündeki tablo aslında yatak odasına aitti, ama bu evdeki yatak odasında asacak uygun yer olmadığından şimdilik burada, taşınınca tekrar yatak odasına döner herhalde. Yeşil koltuk ve deri koltuğu Hollanda yaşarken İngiltere’den alıp oraya getirtmiştim sonra geldikleri yere geri döndüler :) Miffy lamba dışındaki lambaları Woonfabriek‘den almıştım, pembe tepsimsi sehpa da oradan. Bavulları Amsterdam’da bit pazarından (Noordermarkt) almıştım, duvardaki boynuzlu kafatası da oradan, lambaderin altındaki tahta kasa da, siyah bacaklı retro sehpa da yine oradan. Sarı dolabın üstünde ki boynuzlar İstanbul’dan Çukurcuma’dan. Özgürlük heykeli olan tablo New York’dan, küçük çerçvedeki kalp ise Almanya’dan Köln’den.  Onun üstünde Londra haritası var, onu da İngiltere’den ayrılmadan önce hatıra olarak götürmek için eskiden yaşadığımız yer olan Bedfordshire’den almıştım :) Şöminenin üstüne ki boynuzlu çerçeve ve siyah deri koltuğun üstünde ki yıldızlı kırmızı yastık ise Amerika’dan hediye gelmişti. Başka merak ettiğiniz birşey varsa sorabilirsiniz.

« Previous Entries