Mar 1

Geçen Cuma günü aylardır gitmemek için cebelleştiğim West Elm‘e artık bir gideyim dedim. Son zamanlarda farkettim ki beğendiklerimi almamak olayını biraz aşmışım. Nadiren içimde kalan bir iki parça oluyor ama eskisi gibi alamıyorum diye arkasından yas tutmuyorum. Ne kadar belirsizlikle yaşamak durumuna hala çok alışamamış olsamda, belirsizlikten dolayı birşeyler alamama durumu eskisi kadar koymuyor. İnsanoğlu her şeye alışıyor.

Daha önce Heal’s in nasıl buralardaki en sevdiğim mağazalardan birisi olduğunu yazmıştım. West Elm ve Heal’s aynı cadde üzerindeler ve aralarında birkaç mağaza var, ki onlar da Lombok ve Dwell gibi yine güzel mi güzel şeylerin olduğu mağazalar. Eskiden birde Next Home vardı bu caddede, ne kadar eğlenirdim orada da ama ülkeden 1,5 seneliğine bir ayrıldım, geri döndüğümde kapanmıştı Next Home. Yokluğuma dayanamadı sanırım :P

Bu postu aslında geçen Cumartesi yazacaktım ama Cumartesiden beri grip olmuş bir şekilde yatıyordum. Çarşamba’ya iyileşir yüzmeye giderim diye plan yapmıştım olmadı, Cuma’ya kesin iyileşir bu sefer yüzmeye giderim dedim yine olmadı. Umarım Pazartesi’ye tamamen kurtulmuş olurum bu durumdan. Neden sadece iş günlerinde iyileşmem gerektiğini bende bilmiyorum :) Neyse efendim, bunlar gezimden kesitler. Hepsini çoook beğendim. Sonuncu fotoğraftaki koleksiyon Kangan Arora‘nın Heal’s a özel sınırlı sayıda üretilmiş bir koleksiyonu. Sağolsun bana birsürü patchwork fikirleri verdi :)

Feb 17

Biliyorsunuz ki gerek moda sektöründe olsun gerek mobilya, İtalyanlar kalite ve yaratıcılık açısından ilk sırada geliyorlar. Lettera G de bir İtalyan firması. Üretim her ne kadar akıllı robotik sistemlerle yapılıyor olsa da ürünlerinin zımparalama ve parlatma gibi işleri elle yapılıyor.

Hotel ve restoran gibi yerlere kişiselleştirilmiş, özel koleksiyonlar yapabiliyorlar.

Bu kedi/köpekli yan sehpalar benim favorilerim. Pek pratik görünmüyorlar ama, görüntüleri yeter :)

Ağırlıklı olarak akrilik materyal kullanıyorlar. İkinci sırada metal geliyor ve ahşap mdf den sadece bir iki ürün çesidi var. Daha çok araştırmak isterseniz buradan..

Feb 7

Geçen gün okuldaki bir proje için merdiven basamağı örneği ararken, karşıma çıkan bir iki çılgın merivenden esinlenip, daha da çılgınlarını bulup, sizinle paylaşmak istedim. Ayh ne kadar uzun bir cümle oldu :) Bu aralar yine yoğunluğum üstümde, o yüzden çok uzun uzadıya yazmadan göz banyosuna bırakıyorum sizi..

Ben en çok bunu beğendim.

Jan 31

Ben normalde fütüristik şeylerin pek meraklısı değilimdir. Küçüklüğümden beri nerede eski model şeyler var onları beğenmişimdir hep.

Bu telefonu gördüğümde eski model ve süper modern bir tasarımı bu kadar iyi karıştırabilmiş olmalarından olsa gerek, normalde beğenmeyeceğim birşey olan bu telefonu pek bir beğendim. Bizim evde telefon konusu hep bir sürüncemedir. Eşim hep pratik açıdan bakıp, ses kalitesi en iyi olan telefonlar seçmeyi hayal eder durur ama evlendiğimizden beri benim abuk sabuk telefon seçimlerime maruz kalmıştır. Benim yok fare şeklinde olacak, yok retro olacak, rengi şöyle olacak orasından bu çıkacak seçimlerim sayesinde, hep sesi az gelen, şarjı çabuk biten, kısa zamanda toptan bozulan telefonlarımız oldu. Gerçi bir kere aldık normal insan telefonu, o da çok uzun dayanmadı ya o da ayrı konu. Son telefonumuz olan magicbox un da aramızdan ayrılması ile ev telefonu olayına bir son verdik. Artık ev telefonu kullanmıyoruz, zaten yurtdışında yaşamak, ailelerle Skype / Facetime görüşmeleri vs. derken luzum da görmüyoruz. Belki yine çok katlı bir eve taşındığımızda kat arası haberleşmek için kullanabiliriz ama şimdilik her sesin evin her köşesinden duyulduğu küçük evimizde öyle bir ihtiyacımız yok.

Bu da böyle bir anı :P

Jan 18

Ne zamandır dekorasyonu güzel ve değişik hotel tanıtımında bulunmadığımı farkettim. Herhalde uzun zamandır seyahat edemediğimden. Gerçi son 4 seyahatimizde  hep Airbnb kullandık ya o da başka bir konu.  Bu zincire geçen haftalarda rastladım. Aslında yataklarının fotoğraflarını çok uzun zaman önce görmüştüm ama nereye ait olduklarını bilmiyordum. Zincir dediğime bakmayın, sadece Londra ve Amsterdam da var bunlardan.

Qbic hotel, hotel kavramına değişik bir boyut katmak istemiş. Katmış da. Yatakları el yapımı. Odanın içinde yatak, banyo, bar, televizyon vs. gibi şeyler cubi denen bir küp içinde toplanmış. Her cubi farklı renklerle aydınlatılmış. Ayrıca seçimi sizin yapabileceğiniz birkaç, farklı panel tasarımları var. Lobide dokunmatik ekran, çevredeki gurme restoranlar ve yakınlardaki sinemada hangi filmlerin vizyonda olduğu gibi bilgileri alabileceğiniz bir bilgisayar bulunuyor ve diş macunu, kravat, atıştırmalıklar vs. gibi şeyleri bulabileceğiniz bozuk para ile çalışan otomatik makinalardan (vending machine :) ) bulunuyor.

Bunlardan birinde kalmak isterseniz, geceliği  € 69.00 diyor sitelerinde.  Şuradan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

« Previous Entries